4 Ocak 2014 Cumartesi
3 Ocak 2014 Cuma
'Halkevleri Van Çocukevi Fotoğrafçı Çocuklar Atölyesi Sergisi' 4-7 Ocak'ta Beşiktaş'ta
Van'daki depremzede çocukların
çektiği fotoğraflardan oluşan sergi 4-7 Ocak’ta Beşiktaş Hakan Pastanesi
yanındaki meydanda gezilebilecek.
Halkevleri Fotoğraf Atölyesi, Van’daki depremzede yüz çocukla
gerçekleştirdiği Fotoğrafçı Çocuklar Atölyesi’nin ürünlerini bir kitap ve
sergide topladı. İlk kez 5-9 Ekim 2013 tarihlerinde yüzlerce fotoğrafçı çocuk
ve ailesinin katılımıyla Van’da, hemen ardından Kadıköy’de sergilenen fotoğraflar
şimdi de Beşiktaş halkıyla buluşuyor.
4 Ocak Cumartesi günü saat
12.00’de Beşiktaş Hakan Pastanesi yanındaki meydanda açılacak olan sergi 4-7 Ocak
tarihleri arasında gezilebilecek.
Fotoğrafçı çocukların ürünleri
kitaplaştırıldı
Fotoğrafçı Çocuklar Atölyesi, mayıs ve haziran aylarını kapsayan iki aylık süreçte Seyranpete mahallesinde kurulan Halkevleri Van Çocukevi’nde gerçekleştirildi. Bu atölyede çeşitli oyunlarla fotoğrafı tanıyan çocukların çektiği binlerce fotoğraftan iki yüz tanesi “Van’da dayanışmanın fotoğrafı” ismiyle bir kitapta toplandı. Kitap Türkçe ve Kürtçe olarak Notabene yayınları tarafından yayımlandı.
Fotoğrafçı Çocuklar Atölyesi, mayıs ve haziran aylarını kapsayan iki aylık süreçte Seyranpete mahallesinde kurulan Halkevleri Van Çocukevi’nde gerçekleştirildi. Bu atölyede çeşitli oyunlarla fotoğrafı tanıyan çocukların çektiği binlerce fotoğraftan iki yüz tanesi “Van’da dayanışmanın fotoğrafı” ismiyle bir kitapta toplandı. Kitap Türkçe ve Kürtçe olarak Notabene yayınları tarafından yayımlandı.
Halkevleri Van
Çocukevi Fotoğrafçı Çocuklar Atölyesi’nin sergi tanıtım metni şöyle:
"Az gittik uz gittik dere tepe düz gittik. Suları başka denizlere karışmayan bir denize vardık. Ortasında bir ada… Efsane’deki çobanın çığlıklarını duyduk “Ah Tamara, Ah Tamara”… Tamara’ya aşık çoban, sevgilisiyle buluşmak için her gece yüzerdi adaya, ona yol gösterense bir fenerden yayılan ışıktı yalnızca. Bir gün o ışık, ulaşmaya çalıştıkça uzaklaşmıştı çobandan. Ta ki son nefesiyle aşkının adını haykırana kadar… “Ah Tamara…”Ve yine aynı topraklarda başka çığlıkları duyduk. Bir yıkıntının altında… Güneşten ya da bir fenerden sızan ışığa ulaşmaya çalışan Berivan’ın, Azad’ın, Berfin’in, Baran’ın çığlıkları… Sonrası “Ah Berivan”, “Ah Azad”, “Ah Berfin”, “Ah Baran”… Ah… Ah…
"Az gittik uz gittik dere tepe düz gittik. Suları başka denizlere karışmayan bir denize vardık. Ortasında bir ada… Efsane’deki çobanın çığlıklarını duyduk “Ah Tamara, Ah Tamara”… Tamara’ya aşık çoban, sevgilisiyle buluşmak için her gece yüzerdi adaya, ona yol gösterense bir fenerden yayılan ışıktı yalnızca. Bir gün o ışık, ulaşmaya çalıştıkça uzaklaşmıştı çobandan. Ta ki son nefesiyle aşkının adını haykırana kadar… “Ah Tamara…”Ve yine aynı topraklarda başka çığlıkları duyduk. Bir yıkıntının altında… Güneşten ya da bir fenerden sızan ışığa ulaşmaya çalışan Berivan’ın, Azad’ın, Berfin’in, Baran’ın çığlıkları… Sonrası “Ah Berivan”, “Ah Azad”, “Ah Berfin”, “Ah Baran”… Ah… Ah…
23 Ekim 2011… Saat 13:41… Kandilli Rasathanesi Richter ölçeğine göre 7.2 olarak açıkladı Van Depremi’nin şiddetini. Kadın, erkek, çocuk binlerce insan bir toz bulutunun içinde kayboldu, o gün ve o saatte… Ve sonrasında deprem kadar yıkıcı olan devlet gerçeğiyle bir kez daha yüzleşti Van halkı. Afet bölgesine giden yardımları engellemeye kadar varan bir devlet şiddeti yaşandı. Ardından ulusal yayın yapan televizyonlarda “Her ne kadar Van’da olsa acımız büyük”, “Hem askerimize polisimize taş atıyorlar, hem de yardım bekliyorlar”, “Devletin Kürtlere yapamadığını Allah yaptı” gibi nefret söylemleriyle birlikte vicdansız sesler de yükselmeye başladı. Richter ölçeği bu vicdansızlığın şiddetini ölçemedi.Böylesi bir ortamda hem depremzedelerle dayanışmak hem de Kürt ve Türk halkı arasında bir kardeşlik köprüsü kurabilmek için herkesin elini taşın altına koyması gerekiyordu. Halkevleri Fotoğraf Atölyesi ve onlarca gönüllü fotoğrafçı da bu sorumlulukla soluğu Van’da aldılar. Çünkü çocukların yeniden gülmesi gerekiyordu, yıkıntıların altından yeni bir yaşam ancak böyle kurulurdu.
1 Mayıs’tan başlayarak Haziran ayının sonlarına kadar devam eden Fotoğrafçı Çocuklar Atölyesi’nde on beş fotoğrafçı, yüz çocukla iki aylık bir atölye gerçekleştirdi. Bu atölyede çocuklar çeşitli oyunlarla fotoğrafı tanıdılar ve binlerce fotoğraf çektiler. Kendi gözlerinden depremi ve bir halkın acısını anlattılar. Bu fotoğraflardan derlediğimiz iki yüz fotoğrafı bu kitapta toplayarak tarihe iki dilli bir not olarak düşmek istedik. Eksikler bize güzellikler çocuklara aittir.Halkevleri Fotoğraf Atölyesi”
Roboski Fotoğrafçı Çocuklar Atölyesi Sergisi açıldı
Roboski'li gençler ve çocuklarla birlikte yapılan fotoğraf çalışmasının sonucunda oluşturulan 'Fotoğrafçı Çocuklar Sergisi'nde 60'a yakın çocuğun fotoğrafları sergileniyor.
Ailelerin ve çocukların katılımıyla önceki hafta Roboski’de açılan sergideki eserler katılımcı tüm çocukların hikayelerini temsil ediyor.
Geçtiğimiz yılın mayıs ayında başlayan atölyelere 25 fotoğrafçı eğitmen olarak destek verdi.
Atölyeye katılan çocukların 600 fotoğrafı da “İyi ki Varsın Atölye – Roboski” kitabında bir araya getirildi.
Ailelerin ve çocukların katılımıyla önceki hafta Roboski’de açılan sergideki eserler katılımcı tüm çocukların hikayelerini temsil ediyor.
Geçtiğimiz yılın mayıs ayında başlayan atölyelere 25 fotoğrafçı eğitmen olarak destek verdi.
Atölyeye katılan çocukların 600 fotoğrafı da “İyi ki Varsın Atölye – Roboski” kitabında bir araya getirildi.
2 Ocak 2014 Perşembe
Neden bir sempozyum?
| İzmit - Adapazarı |
Heyecanlıyız, evet.
Peki ama ne olacak bu sempozyumla? Neden yeni bir atölye değil, bir sempozyum yapalım diye yola çıktık bu kez?
Toplumda pek temsil şansı bulamayan, kendi haklarında söz söyleyemeyen çocuk ve gençlerin, düşüncelerini ifade etme haklarının önemli parçası sayılabilecek görsel ifade hakkındaki farkındalığı arttırmak ve onların sözlerini fotoğraf diliyle söyleyebilmelerine aracı olmak, tüm bu çalışmanın gerisindeki nihai hedef.
Türkiye'de 15 yıla yakın süredir gerçekleştirilen "Fotoğrafçı Çocuklar Atölyeleri"nde, Marmara depremi, Van depremi ve Roboski katliamı gibi travmalara neden olan olaylara maruz kalan ve/veya ekonomik, sosyal, kültürel, bedensel engeller gibi nedenlerle fırsat eşitliğinden yararlanamayan çocuklara ulaşmaya çalışan pek çok eğitimcimiz oldu.
Artık dahil olmadığımız çocuk ve gençlerin dünyasına, hele böyle kırılgan zeminlerde yaklaştığımızda, atölyelerimiz sırasında ve sonrasında pek çok soruya cevap bulmaya çalıştık.
İşte bu sempozyum, “Bu atölyelerdeki ‘öğretici’lerimizle çocuk ve gençlerin oluşturduğu katılımcılar arasındaki iletişimi nasıl daha verimli hale getirebiliriz?” sorusuna cevap aramak için düzenleyeceğimiz bir etkinlik. Geçmiş dönemlerdeki atölyeleri yapan fotoğrafçılar, akademisyenler ve yeni atölyelerde ‘öğretici’ olmak isteyen arkadaşlarımızla birlikte, sempozyum süresince ‘Fotoğrafçı Çocuklar’ atölyelerinde uygulanan metodları ele alacak, alternatifleri değerlendirecek, atölyelerdeki tavır, iletişim sorunları ve önyargıları aşmanın yollarını hep birlikte arayacağız.
Çocuklarla çalışma konusunda paylaşacak deneyiminiz, anlatacak hikayeniz, öğrenmeye hevesiniz varsa, gelin birlikte anlatalım, dinleyelim, öğrenelim. 11-12 Ocak sizi de Galata Fotoğrafhanesi Fotoğraf Akademisi / Fotoğraf Vakfı Galerisi’ne bekliyoruz.
Adresimiz: Serdar-ı Ekrem Caddesi, Hoca Ali Sokak, No: 15/A Galata, Beyoğlu/İstanbul
İletişim: 0212 243 71 87
1 Ocak 2014 Çarşamba
30 Aralık 2013 Pazartesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



